Pandora

Hesiod’dan okuduğumuz biçimiyle Pandora’nın hikayesi, Prometheus’un tanrılardan ateşi çalmasıyla başlar. Buna çok kızan Zeus bütün insanları cezalandırmaya karar verir, “Ateşin bedeli olarak onlara öyle bir kötülük vereceğim ki, hepsi onu canıgönülden sevecek ve kendi felaketlerini kucaklayacaklar.” der. Hephaestus’a insan sesine, tanrıçaların yüzüne ve bir genç kızın alımına sahip olan Pandora’yı su ve çamurdan yaptırır. Pandora insanların arzularını körüklemek ve onları kolayca kandırmak için gerekli özelliklerle donatılmıştır.

Prometheus, kardeşi Epimetheus’a Zeus’tan hiçbir hediye kabul etmemesini zamanında söylemiştir, ama Epimetheus bunu unutur ve Pandora’yı kabul eder. Sonra da Pandora bir kavanozdan (kutu diye biliyoruz popüler kültürde ama aslen kavanoz) kötülük, zor işler ve ağır hastalıkları insanlığın başına salar.

Bu meşhur öyküyü pek çok farklı açıdan değerlendirmek mümkün. Dünyadaki zorluklar ve kötülüğün varlığını açıklayan dini bir öykü denebilir. İncil’deki cennetten kovulma hikayesiyle benzerliklere dikkat çekilebilir. Kadın düşmanı söylemlerin bir parçası olarak görülebilir – Pandora’nın ilk kadın olduğu konusu ne şekilde hikayeye dahil olmuş tartışmalı.

Bir teknoloji hikayesi olarak da değerlendirilebilir. Prometheus’un çaldığı ateş, insanın doğa içindeki varoluşunda karşılaştığı zorlukları aşmak için kullandığı teknolojik bir araç. Soğukta ısınmaya, karanlıkta aydınlanmaya, yemek pişirmeye yarıyor. Pandora’yı yapan Hephaestus ateş, demircilik ve her türlü zanaatkarlığın tanrısı. Hephaestus bugün robot diye bildiğimiz “automaton”ları, Talos adında bronzdan bir savaşçıyı ve modern kültürde oyunlardan bildiğimiz “Aegis” isimli kalkanı -ya da zırh- yapan tanrı. Haliyle öykünün teknoloji etrafında şekillendiğini söyleyebiliriz.

Adının anlamı “öngörü” olan Prometheus teknolojiyi tanrıların katından insanlara indirmiş. Kardeşi Epimetheus’a da Zeus’tan hediye kabul etmemesini tembihlemiş. Epimethus, adı “sonradan aklı başına gelen” demek olduğu için, Prometheus’un sözlerini unutup Zeus’un hediyesini kabul etmiş. Bu hediye de aslında bir teknoloji, hatta Hephaestus yapımı bir automaton olduğu için bildiğimiz robot.

Feynmann bilim etiği üzerine yaptığı değerlendirmede bir Budist rahipten “Herkese cennetin kapılarını açan bir anahtar verilir. Aynı anahtar cehennemin kapılarını da açar.” sözünü aktarır. Pandora’yı da bu yaklaşımla değerlendirebiliriz. Prometheus ve Epimetheus insani eğilimlerimizi temsil ediyor, bunlardan hangisinin baskın çıktığına bağlı olarak teknoloji çok işimize yarayan bir araç veya başımıza büyük dertler açan bir felaket olabilir.

Zeus’un “Hepsi onu çok sevecek ve kendi felaketlerini kucaklayacaklar.” sözü çok vurucu. Becerilerine hayran olduğumuz bir teknolojiye körlemesine bağlılığın sonuçlarını anlatıyor gibi.

Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
Instagram